h Dolar 8,4866 %0.07
h Altın (Gr) 493,74 %0,98
h BIST100 1.413,80 %0.35
a İmsak Vakti 04:17
Kütahya 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

DPÜ’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Tebrik ve Değerlendirme Toplantısı

DPÜ’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Tebrik ve Değerlendirme Toplantısı

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kâzım Uysal, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde üniversitemizin farklı birimlerinde çalışan kadın personeller ile bir araya geldi.

Rektörümüz Prof. Dr. Kâzım Uysal, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel etkinliğe katıldı.

Rektör yardımcılarımız Prof. Dr. Hasan Göçmez ve Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın da katıldığı etkinlikte Rektörümüz günün anlamına ilişkin konuşmasında, ‘Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin saygıdeğer kadın çalışanları, 8 Mart, Dünya Kadınlar Gününüzü tebrik ediyor, hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Bu vesile ile tüm dünya kadınlarına şiddetten uzak, mutlu ve sağlıklı günler diliyorum. Kadınların mutlu ve toplumun huzurlu olduğu bir dünya inşa etmeyi Rabbimden niyaz ediyorum’ diyerek başladığı konuşmasına şu sözlerle devam etti:

Üniversitemizde 21 profesör, 31 doçent, 85 Dr. Öğr. Üyesi, 76 araştırma görevlisi, 114 idari personel, 86 sürekli işçi olmak üzere toplam 540 kadın personelimiz çalışmaktadır.

Sizin katkılarınız ve emeklerinizle üniversitemiz inşallah daha iyiye ve daha ileriye gidecektir. Buna yürekten inanıyorum. Sizleri DPÜ ailesinin en saygın ve en seçkin fertleri olarak görüyorum.

“GÜÇLÜ AİLE YAPISININ ANA DİREĞİ KADINDIR”

Türk toplumlarında kadın, tarih boyunca hep saygındır ve hayatın merkezinde yer alır. Kadın saygın, aile bağları güçlü olduğu için de Türk toplumları hep ayakta kalmış ve ayakta kalmaya da devam edecektir. İstikbalimizi şekillendirecek, geleceğimizi inşa edecek de kadınlarımız olacaktır. Toplumları ayakta tutan, aile yapısıdır. Toplumun yapıtaşları olan aile bozulursa sosyal hayat ifsat olur, milletler hastalanır ve yok olur. Güçlü aile yapısının ana direği kadındır. Medeniyetin beşiği olan bu topraklarda yerleşmemizdeki ve varlığımızı yüzyıllarca devam ettirmemizdeki ana unsur güçlü bir kadın ve aile yapımızın olmasıdır.

Türk İslam Dünyası son yıllarda materyalist felsefenin ve materyalist felsefe üzerine kurulmuş Avrupa medeniyetinin etkisi altındadır. Bildiğiniz gibi materyalist felsefe, Türk İslam medeniyetine tamamen zıt prensipler üzerine inşa edilmiştir.

Acı tecrübeler neticesi gördük ki; implante edilmeye çalışılan doku hem hastalıklıdır hem de Türk İslam bünyesi ile uyumsuzdur. Doku uyuşmazlığı meydana gelmektedir.

“TÜRK İSLAM MEDENİYETİ CENNETİ KADININ AYAKLARININ ALTINA SERER”

Allah kadını ayrı, erkeği ayrı yaratmıştır. Allah kadına ayrı, erkeğe ayrı anatomik ve fizyolojik özellikler vermiştir. Yarattığı özelliklere uygun da görevler yüklemiştir. Kadını erkeğe, erkeği kadına benzetmeye çalışırsanız fıtrata müdahale etmiş olursunuz. Böylece hem kadına hem de erkeğe zarar vermiş olursunuz. Günümüz insanının temel sıkıntılarından birisi budur. Materyalist felsefe ve Avrupa medeniyeti bir yaratılış gerçeği olan cinsiyet farklılığını kabul etmemektedir. Yani fıtrata müdahale etmektedir. İşte bu anlayış kadın ve erkeği mutsuz, toplumları perişan etmektedir. Türk İslam medeniyetinde fıtrata müdahale yoktur. Bizim medeniyetimizde kadına kadın, erkeğe erkek olarak değer verilir. Kadın erkeğe benzedikçe, erkek de kadına benzedikçe değerden düşer.

Türk İslam medeniyeti kadın ve erkeği eşit kabul etmediği gibi birbirlerinden üstünlük fikrini de asla kabul etmez.

O halde kadını güçlü ve saygın yapmanın yolu, fıtrata uymayan materyalist felsefenin iddia ettiği gibi kadını erkeğe benzetmeye çalışmak ve kadını dünyada değerli olan sureti, cinselliği, kazancı ve üretkenliği gibi özellikleri açısından değerlendirmek değildir. Kadını güçlü ve saygın yapmanın yolu, Türk İslam medeniyetinde olduğu gibi kadını sireti, insaniyeti ve analığı gibi ulvi meziyetleri açısından değerlendirmektir.

“PEYGAMBERİMİZ ‘SİZİN EN HAYIRLINIZ KADINLARA İYİ DAVRANANLARDIR’ BUYURUR”

Materyalist felsefe kadının cinselliğini ön plana çıkarır ve görünür yapar. Kadın cinselliğini hoyratça istismar eder. Türk İslam medeniyetinde ise kadının cinselliği ön plana çıkarılmaz. Bilakis gizlenir ve örtülür. Kadının cinselliği yerine insaniyet yönü ön plana çıkarılır. Kadına cinselliğine göre değil insaniyetine göre değer verilir. Takdir edersiniz ki; kadının cinselliği ve suret güzelliği ömür boyu devam etmez. Bundan dolayı materyalist felsefe; yaşlı kadınlara değer vermez, yalnız bırakır. Hâlbuki kadının yaşlılık dönemi, fiziki olarak en çok yardıma ve ilgiye muhtaç olduğu, fikir ve tecrübe olarak da en çok istifade edileceği dönemdir.

Sadece bu dünyada değil ebedi âlemde de devam eder. 

Bizim medeniyetimizde kadın, fiziki yapısı ile değil, kazancı nispetinde değil, atfedilen manevi değerinden dolayı güçlüdür. Kadın öyle güçlüdür ki; evlat isyan edemez, ‘öf’ bile diyemez.  Kadın öyle saygındır ki; erkekler bile saygınlığını ve makbuliyetini kadına verdiği değerden alır.  İki cihan güneşi, insanlığın medar-ı iftiharı peygamberimiz erkeklere hitaben ‘Sizin en hayırlınız, kadınlarına iyi davrananlardır…’ buyurur. Materyalist felsefe ise her hususta olduğu gibi kadına da maddeci bir gözlükle bakar. Materyalist felsefeye göre kadının değeri dünyada değerli olan vasıfları nispetindedir. Materyalist felsefeye göre kadının gücünü; yaptığı işi, oturduğu koltuğu, elde ettiği kazancı belirler. Bu dünyevi vasıfların da sonu yoktur. Her zaman daha iyisi ve daha çoğu vardır. Bundan dolayı saygınlığı ve değeri dünyevi kazanımlarda arayan insanlar daima nisbi bir açlık ve yoksulluk içindedirler. İşte bunun içindir ki; günümüz maddeci insanları, özellikle kadınları gerçek saygınlığı ve zenginliği bulamadılar.

“EŞLER ARASI BAĞLILIK, EBEDİ ARKADAŞLIK DUYGULARI İLE PEKİŞİR” 

Bizim medeniyetimizde erkek için kadın sadece dünyada değil, ebedi âlemde de hayat arkadaşıdır.

Tüm his ve duyguların dünyada tatmin edilemeyeceğine inanılır. Kadın, yaşlansa ve çirkinleşse de ahirette ebedi bir gençliğin ve güzelliğin verileceği düşünülür.

Ebedi âlemdeki birliktelik ve arkadaşlığın bu dünyadaki sevgi ve bağlılıktan geçtiğine inanılır. Materyalist felsefe ise sadece dünya hayatını düşünerek kadına bakar, güzelliği ve cinselliği için değer verir. Bu özellikler ise kalıcı değil, geçicidir. Bundan dolayı kadına sadece dünyada geçerli hususiyetler için değer veren insanlar arasında geçimsizlikler ve boşanmalar çoktur. Materyalist bakışta dünya hayatında kadın ve erkeği dünyevi bağlar bağladığı için ve bu bağlar özellikle ihtiyarlıkta zayıfladığı hatta koptuğu için birliktelikler ve arkadaşlıklar da uzun sürmemektedir. Bu durumdan da en çok etkilenen kadınlar ve çocuklar olmaktadır.

“KADIN MUTLU VE SAYGIN İSE MİLLET DİRİ VE GÜÇLÜ OLMUŞTUR”

Türk İslam toplumlarında kendi medeniyet prensipleri hâkim olduğu nispette kadın mutlu ve saygın, çocuklar huzurlu, aile bağları sağlam, sosyal hayat güzel, millet diri ve güçlü olmuştur.

Tarih buna şahittir. O halde çözüm basittir. Çözüm; materyalist felsefe esaslarında, Avrupa medeniyet prensiplerinde değildir. Çözüm; özümüzdedir, aslımızdadır. Çözüm; yıllardır medeniyet köklerinden koparılmaya, materyalist felsefe ile aşılanmaya çalışılan bu koca çınarları Türk İslam medeniyeti suyu ile sulamaktadır. İşte o zaman Türk İslam coğrafyasında ulu çınarların gölgesinde güllerin, sümbüllerin, reyhanların ve yaseminlerin açtığını ve burcu burcu rayiha verdiğini göreceğiz. İşte o zaman ‘Biz toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz’ diyen nice Fatih’lerin yetiştiğine şahit olacağız. İşte o zaman şifa bulacak ve ayağa kalkacağız. İşte o zaman huzur bulacak ve mutlu olacağız.

Sözlerime son verirken tüm kadın çalışma arkadaşlarımı saygı ve muhabbetle selamlıyor, sağlık ve mutluluklar niyaz ediyorum.

Toplantının sonunda Rektörümüz, kadın personellerimizden gelen istek, öneri ve şikayetleri dinleyerek notlar aldı ve sorunların çözümüyle ilgileneceğini söyledi. Personellerimiz de Rektörümüze, düzenlenen etkinlikten dolayı duydukları memnuniyeti ifade ettiler.

.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

DPÜ’de Nöroteknoloji Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Kuruldu

HIZLI YORUM YAP

r